12 Ocak 2011 Çarşamba

İYİ İLE KÖTÜNÜN RAKSI

Alisa: Çok acı çektik... Çok korku ve utanç yaşadık.
Ama hiç pişman olmadım ve kimseyi kıskanmadım.
Bu sadece bizim yazgımız, hayatımız. İşte bu biziz.
Ve talihsizliklerimiz olmasaydı, daha iyi durumda olamazdık.
Kötü olurdu.
Çünkü o durumda, hiç mutluluk olmazdı.
Ve hiç umut kalmazdı.


(Tarkovski: İz Sürücü/Stalker, 1979)

Bu replik, çevrenin ve annesinin tüm baskısına rağmen lanetli diye nitelendirilen peygambervari bir iz sürücünün peşinden giden kadına ait.

Yönetmen Tarkovski, filmin sonunda bu sözleri Alisa’ya gözümüzü delip geçen bir bakışla söylettiriyor. Başımıza gelen olayları tek boyutta algılamayan bir zihnin türüne az rastlanır ürünleri.

Oysa biz, çoğu kez sığ denizlerde kulaç atarak tüketiyoruz yüzeysel alıp verdiğimiz nefeslerimizi.

Sürekli paçamızı sıyırıp arkamıza bakmadan kaçmaya çalışıyoruz belalardan.

Telaş ve kaygının birleşiminden oluşmuş ruh halleriyle bütün bir ömür oradan oraya koşturup duruyor, her şeyin aksiyle var olabildiği bir dünyada talihsizlikler olmadan mutlu olabilmenin çıkmaz sokaklarında kayboluyoruz.

Ve sık sık zavallı pozlar verirken yakalanıyoruz hayata.

İyi olabilmek için kötüye, güzel olabilmek için çirkinliğe, kadın olabilmek için erkeğe, insan olabilmek için hayvana, umutlu olabilmek için umutsuzluğa… ihtiyacımız olduğu gibi mutlu olmak için de belalara ihtiyacımız olduğunu kabullenmemek için direniyoruz.

Mutluluğu yakalamak adına kendimize yakıştıramadığımız ölümü unuttukça daha da ağırlaşıyor taşımakla hükümlü olduğumuz hayatlarımız.

Sonuç: İyiyle kötünün ahenkle dansını görebildiğimiz gün, içimize ılık ılık yayılan huzurun tadını damağımızda hissettiğimiz an olacaktır.

Zeynep Şehidoğlu

İSTANBUL

04.11.2010

Yayınlandığı Websiteye gitmek için tıkla...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder