3 Mart 2011 Perşembe

Lover’s Carving Çalıyor...

Bazen, uzun gri günlerin tam ortasında aniden güneş açtığında, ya da neşeli bir şarkı çalmaya başladığında, karanlığı kaybolur içimizdeki dünyanın. Yemyeşil kırlarda koşturmaya başlayarak savururuz saçlarımızı rüzgarda. Çok yüksek bir dağın zirvesinden bırakırız kendimizi boşluğa, uçarız mavi göğünde hayatın. Ya da dalabildiğimiz kadar derinine dalarız denizin, kayboluruz sonsuzluğunda okyanusların.


Ne kadar sıkıntımız, sorunumuz varsa hepsinin köküne kibrit çakar keyfimize bakarız. Bir tüy kadar hafif, bulut kadar saf, gök kadar masmavidir içimiz artık. 


Ne can sıkıcı işimiz, ne de dünyanın rutin işleri umrumuzda değildir artık. Küs olduğumuz, gururumuzdan dolayı barışmaya yanaşmadığımız insanların bile yanağına öpücük kondurup sarılarak, unutalım gitsin herşeyi, silelim kötü kayıtları hafızamızdan, hergün özenle tozunu alıp seyrederek büyüttüğümüz 'Kırgınlıklar Aynası'nı paramparça edip gömelim affedici ve örtücü toprağa diye haykırıveririz. Üstüne de güzel gözlü bir çiçek ekeriz, ya da selvi boylu, sırma saçlı bir fidan.

Kocaman bir enerji ve zaptolunmaz bir arzuyla kucaklarız geriye kalan ömrümüzün her soluğunu.
Bu durum ne kadar sürer? İşte o herkesin iç aleminin duvarlarının ne kadar sağlam olduğuna göre değişir. Aniden gelen bir telefon, ya da çalan zil, ya da patrondan gelen bir emir, çoğumuzun içinde uçan güvercinleri alnından vurur, önüne geçer güneşimizin, karanlıklara boğar sürekli gülümseyerek bir yunusun hüneriyle yüzdüğümüz denizleri…

'Hal sa‘ridir, bulaşıcıdır'. Kötü hallerin salgınına maruz kalmak, dış alemde vuku bulan olur olmaz herşeyin içimizi tarumar etmesine izin vermek. Ya da içimizin termometresini o sıcacık derecede uzun süre tutabilmek için direnmek.

Biz değil, bu sefer bırakalım onlar bizden etkilensin, dönsün rüzgarımızla başları, çözülsün buzullarda donan kalıplaşmış insanlıkları.


Etkilenmek kolay, üzülmek, karamsarlık libasına bürünmek, yılmak, pes etmek, düşmek, vazgeçmek…


Tekrar ayağa kalkıp koşmak zor, gülümsemek, umut etmek, mücadele etmek, cesur olmak, gerçekten yaşayabilmek, gemileri yakmak, ateşe atlamak, ele geçirilenlerle mutlu olmak zor…

Zor evet, ama o yüzden de bu kadar güzel ya zaten, bu kadar muhteşem! Kolayca sahip olduğumuz ne var ki kıymetini bildiğimiz?

Lover' Carving'i dinlemek için dokun!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder