21 Mart 2011 Pazartesi

Sıkıysa SEV!

'Aşkın başı hafif, sonu ağırdır.' 

Öyledir. Ve bu yüzden de çoğumuz sonuna kadar dayanamaz aşka. Ağırlaşmaya başladığı anda bir çatlak bulup sızmaya çalışır. Zannımızca bitmiştir artık aşk. Sönmüştür o içimizi sıcacık tutan ateşi. Büyük bir heyecanla atladığımız o uçan halının sihri bitmiş, sıradan sıkıcı desenleri olan ve sürekli üzerine basarak kirlettiğimiz bir ev halısına dönmüştür artık. Bir süre sonra buna da tahammül edemez hale gelir, onu bir an önce dürüp kaldırmak isteriz odamızın en ıssız köşesine. Ya sonra? Belki yenisinin sihri hiç bitmez, sonsuzluğa taşır bizi diyerek umutla yelken açarız yeni aşklara...

Ama aşkın rüzgarı hep aynı yönden eser: ılık ılık üfürür, hafif hafif aklınızı başınızdan alır ve fırtınadan kudurmuş dalgaların ortasına fırlatıverir sizi tekrar. Eğer dalgalarla başetmeyi bilmiyorsanız, ya boğulursunuz ya da aşkın yakanızı sımsıkı tutmuş ellerini çözüp, yalnızlığın kıyısına atarak kurtarırsınız canınızı. Artık kimsesizsinizdir.

Bir şeye alışmak, ona karşı kör olmak demektir. Aşka alışırsanız eğer, onu göremezsiniz. Başka yüzlerde, yüreklerde aramaya başlarsınız, her seferinde bulduğunuzu zanneder, bakar bakar kör olursunuz yine. Hep aynı dairedir çizip durduğunuz. Çok da farkı yoktur aslında sevdiğiniz yüreğin diğerinden. İnsan insandır işte, kadın kadın, erkek erkektir. Kaba hatlarıyla baktığınızda meydanda gördüğünüz şey, aynı güreşin yenilgiye doymayan iki pehlivanıdır. Ve ayaklarımıza dolanan hep aynı sorunlardır çözmekten kaçtığımız. Görmezden geldiğimiz, üstünü kapattığımız ne varsa bir ilişkide, diğerinde de az çok temelde aynı yere gelir dayar başını çatışmalarımız. (bkz. 'Eternal Sunshine of The Spotless Mind' ve 'Certified Copy')

Dünyada en çok üzerine kafa yorulan, yazılan, çizilen, söylenen şeydir aşk ve hepimiz özleriz onu. Ama ona sahip olanların sayısının bu kadar az olması, aşkın değil, derinlere açılmaktan korkan ve kaçan sığ yüreklerimizin suçudur.

Bunun ayırdına vardıktan sonra bize düşen karar vermektir yalnızca: Ya aşkı sonuna kadar taşıyacağız yüreğimizde, onu asla incitmeyeceğiz, ona zarar gelmemesi için herkesle ve gerekirse kendimizle dahi savaşacağız, ya da o kelimeyi bir daha asla almayacağız ağzımıza ve bu diyardan gideceğiz.

İkisi de cesaret ister.

Artık hangisi yiyorsa!

Yazının yayınlandığı websiteye gitmek için tıklat!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder